Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?
Otizm spektrum bozukluğu, bireyin sosyal iletişim, sosyal etkileşim, davranış örüntüleri, ilgi alanları, duyusal tepkileri ve öğrenme biçimlerinde farklılıklarla kendini gösterebilen nörogelişimsel bir durumdur. Otizm, her bireyde aynı şekilde görülmez. Bu nedenle “spektrum” kavramı kullanılır. Spektrum ifadesi, otizmli bireylerin özelliklerinin, destek gereksinimlerinin, güçlü yönlerinin ve zorlandıkları alanların kişiden kişiye değişebileceğini anlatır.
Bazı otizmli bireyler sözel iletişimi etkili biçimde kullanabilirken bazı bireyler sınırlı sözel iletişim kurabilir ya da alternatif iletişim yollarına ihtiyaç duyabilir. Bazı bireyler günlük yaşamda az destekle bağımsız hareket edebilirken bazı bireyler yoğun ve sürekli desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle otizm spektrum bozukluğu tek bir kalıpla açıklanabilecek bir durum değildir. Dünya Sağlık Örgütü de otizmi, beyin gelişimiyle ilişkili çeşitli özellikleri içeren geniş ve farklılaşabilen bir durum grubu olarak tanımlar.
Otizm spektrum bozukluğu tanısı yalnızca uzman hekimler ve ilgili değerlendirme ekipleri tarafından konulabilir. Bir çocukta otizm belirtilerine benzeyen bazı davranışların görülmesi, tek başına tanı anlamına gelmez. Ancak ailelerin ve öğretmenlerin gelişimsel farklılıkları erken fark etmesi, çocuğun uygun desteklere daha erken ulaşması açısından oldukça önemlidir.
Otizm Spektrum Bozukluğu Neden “Spektrum” Olarak Adlandırılır?
Otizmde “spektrum” ifadesi, bireyler arasında büyük farklılıklar olabileceğini gösterir. İki otizmli birey aynı tanıyı almış olsa bile sosyal becerileri, iletişim biçimi, akademik performansı, duyusal özellikleri, davranışları, ilgi alanları ve günlük yaşam becerileri birbirinden oldukça farklı olabilir.
Örneğin bir çocuk konuşabilir fakat karşılıklı sohbeti sürdürmekte zorlanabilir. Başka bir çocuk sınırlı sözcük kullanabilir ama görsel desteklerle iletişim kurabilir. Bir birey yoğun seslerden rahatsız olabilirken başka bir birey belirli sesleri tekrar tekrar dinlemek isteyebilir. Bazı bireyler değişikliklere karşı çok hassas olabilirken bazıları belirli rutinler içinde daha rahat hissedebilir.
Bu nedenle otizm spektrum bozukluğu değerlendirilirken yalnızca “otizm var mı yok mu?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir. Asıl önemli olan, bireyin hangi alanlarda güçlü olduğu, hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğu ve bu desteğin nasıl planlanacağıdır.
Otizm Spektrum Bozukluğunun Temel Özellikleri
Otizm spektrum bozukluğu genellikle iki temel alanda belirginleşir: sosyal iletişim ve sosyal etkileşimde farklılıklar; sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanları veya duyusal özellikler. DSM-5 (psikiyatrik bozuklukların tanı kriterlerini ve sınıflandırmasını belirleyen bir rehber kitaptır) ölçütlerine göre otizm tanılamasında sosyal iletişim ve etkileşim alanında kalıcı güçlükler ile sınırlı/tekrarlayıcı davranış örüntülerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bu özellikler her bireyde aynı yoğunlukta görülmeyebilir. Bazı çocuklarda belirtiler erken bebeklik döneminden itibaren fark edilebilirken bazı çocuklarda sosyal beklentiler arttıkça daha belirgin hale gelebilir. CDC’ye( ABD’de sağlıkla ilgilenen kurum) göre otizm belirtileri bazı çocuklarda ilk 12 ay içinde gözlenebilirken bazı çocuklarda 24. ay veya sonrasında daha görünür olabilir. Bazı çocuklar ise belirli becerileri kazandıktan sonra 18–24 ay civarında bu becerilerde duraklama ya da gerileme gösterebilir.
Sosyal İletişim ve Sosyal Etkileşimde Görülebilen Özellikler
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde sosyal iletişim ve sosyal etkileşim alanında çeşitli farklılıklar görülebilir. Bu farklılıklar çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, dil becerilerine, çevresel desteğine ve bireysel özelliklerine göre değişebilir.
- Bazı çocuklarda göz teması sınırlı olabilir. Bu durum her zaman çocuğun çevresine ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Bazı otizmli bireyler göz temasını rahatsız edici bulabilir, bazıları ise sosyal iletişimde göz temasının nasıl ve ne zaman kullanılacağını anlamakta zorlanabilir.
- Bazı çocuklar adına seslenildiğinde her zaman tepki vermeyebilir. Aileler bu durumu bazen işitme problemiyle karıştırabilir. Bu nedenle gelişimsel değerlendirmelerde işitme durumunun da kontrol edilmesi önemlidir. Çocuk bazen duyduğu hâlde sosyal yönelme tepkisini göstermeyebilir.
- Ortak dikkat becerilerinde güçlük görülebilir. Ortak dikkat, çocuğun bir nesneye, olaya ya da kişiye dikkatini başkasıyla paylaşmasıdır. Örneğin çocuk sevdiği bir oyuncağı göstermek için parmağıyla işaret etmeyebilir, ilgisini çeken bir şeyi ailesine gösterme ihtiyacı duymayabilir ya da yetişkinin gösterdiği yöne bakmakta zorlanabilir.
- Sosyal karşılıklılıkta farklılıklar olabilir. Çocuk karşılıklı oyun başlatmakta, sohbeti sürdürmekte, sıra alma davranışını kullanmakta ya da başkasının duygusuna uygun tepki vermekte zorlanabilir. Bazı çocuklar tek başına oynamayı tercih edebilir. Bazıları ise akranlarıyla oynamak ister fakat oyuna nasıl katılacağını bilemeyebilir.
- Sözel olmayan iletişimde de farklılıklar görülebilir. Jestler, mimikler, beden dili, yüz ifadeleri ya da ses tonu sosyal iletişimde beklenenden farklı kullanılabilir. Bazı bireyler konuşurken yüz ifadesini sınırlı kullanabilir. Bazıları ise karşısındaki kişinin yüz ifadesinden ne hissettiğini anlamakta zorlanabilir. Otizmde sosyal iletişim alanında göz teması, karşılıklı iletişim, duygu paylaşımı, sosyal ipuçlarını anlama ve arkadaşlık kurma gibi alanlarda güçlükler görülebilir
- Sosyal karşılıklılıkta farklılıklar olabilir. Çocuk karşılıklı oyun başlatmakta, sohbeti sürdürmekte, sıra alma davranışını kullanmakta ya da başkasının duygusuna uygun tepki vermekte zorlanabilir. Bazı çocuklar tek başına oynamayı tercih edebilir. Bazıları ise akranlarıyla oynamak ister fakat oyuna nasıl katılacağını bilemeyebilir.
- Ortak dikkat becerilerinde güçlük görülebilir. Ortak dikkat, çocuğun bir nesneye, olaya ya da kişiye dikkatini başkasıyla paylaşmasıdır. Örneğin çocuk sevdiği bir oyuncağı göstermek için parmağıyla işaret etmeyebilir, ilgisini çeken bir şeyi ailesine gösterme ihtiyacı duymayabilir ya da yetişkinin gösterdiği yöne bakmakta zorlanabilir.
- Bazı çocuklar adına seslenildiğinde her zaman tepki vermeyebilir. Aileler bu durumu bazen işitme problemiyle karıştırabilir. Bu nedenle gelişimsel değerlendirmelerde işitme durumunun da kontrol edilmesi önemlidir. Çocuk bazen duyduğu hâlde sosyal yönelme tepkisini göstermeyebilir.
Dil ve İletişim Özellikleri
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde dil ve iletişim becerileri oldukça farklı düzeylerde olabilir. Bazı çocuklar erken dönemde konuşmaya başlayabilir ancak dili sosyal amaçla kullanmakta zorlanabilir. Bazı çocuklarda konuşma gecikmesi görülebilir. Bazı bireyler ise sözel iletişim yerine görseller, işaretler, iletişim kartları, tablet destekli iletişim sistemleri ya da alternatif ve destekleyici iletişim yöntemlerinden yararlanabilir.
Ekolali, otizmli bireylerde görülebilen iletişim özelliklerinden biridir. Ekolali, duyulan sözcüklerin, cümlelerin ya da seslerin tekrar edilmesi anlamına gelir. Çocuk bir çizgi film repliğini, yetişkinin söylediği bir cümleyi ya da daha önce duyduğu bir ifadeyi tekrar edebilir. Bu tekrarlar bazen anlamsız gibi görünse de bazı durumlarda çocuğun iletişim kurma çabası olabilir. Bu nedenle ekolali yalnızca “tekrar” olarak değil, çocuğun iletişim biçiminin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Bazı çocuklar isteklerini sözel olarak ifade etmek yerine yetişkinin elini tutup istediği nesneye götürebilir. Bazıları ağlama, bağırma, çekiştirme ya da nesneyi alma davranışıyla ihtiyacını göstermeye çalışabilir. Çocuk, kendini ifade etmek için daha uygun bir iletişim yolu öğrenmemiş olabilir.
Dil ve iletişim desteğinde amaç yalnızca konuşmayı artırmak değildir. Asıl amaç bireyin kendini anlaşılır biçimde ifade edebilmesini, çevresini anlayabilmesini ve sosyal iletişimde daha bağımsız hâle gelebilmesini desteklemektir.
Sınırlı ve Tekrarlayıcı Davranışlar
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde tekrarlayıcı davranışlar, sınırlı ilgi alanları, rutinlere bağlılık ya da değişikliklere karşı zorlanma görülebilir. Bu davranışlar bireyin kendini düzenleme, rahatlama, çevreyi anlamlandırma ya da belirsizliği azaltma çabasıyla ilişkili olabilir.
Bazı çocuklar ellerini çırpma, sallanma, dönme, parmak ucunda yürüme, nesneleri döndürme, oyuncakları sıraya dizme ya da aynı hareketi tekrar tekrar yapma gibi stereotipik davranışlar gösterebilir. Bazı çocuklar belirli bir konuya yoğun ilgi duyabilir. Örneğin haritalar, sayılar, arabalar, trenler, harfler, gezegenler, elektronik eşyalar ya da belirli nesneler çocuğun yoğun ilgisini çekebilir.
Rutin değişiklikleri bazı bireyler için zorlayıcı olabilir. Okula farklı yoldan gitmek, sınıfta oturma düzeninin değişmesi, günlük programın beklenmedik şekilde bozulması ya da sevilen bir etkinliğin iptal edilmesi yoğun kaygı ve davranışsal tepkiye yol açabilir. Bu durum çocuğun “şımarıklık” yaptığı anlamına gelmeyebilir. Bazı otizmli bireyler belirsizliği yönetmekte zorlandığı için rutinlere ihtiyaç duyabilir.
Duyusal Özellikler
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde duyusal uyaranlara karşı aşırı duyarlılık ya da düşük duyarlılık görülebilir. Bu durum ses, ışık, koku, dokunma, tat, hareket, sıcaklık ya da beden farkındalığı gibi birçok alanda ortaya çıkabilir.
Bazı çocuklar yüksek sesten rahatsız olabilir. Elektrik süpürgesi, saç kurutma makinesi, zil sesi, kalabalık ortam, sınıf gürültüsü ya da ani sesler çocuk için zorlayıcı olabilir. Bazı çocuklar parlak ışıklardan, belirli kıyafet dokularından, etiketlerden ya da bazı yiyeceklerin kokusundan rahatsız olabilir.
Bazı bireylerde ise duyusal uyaran arayışı görülebilir. Sürekli dönmek, zıplamak, sallanmak, dar alanlara girmek, nesneleri koklamak, farklı yüzeylere dokunmak ya da belirli sesleri tekrar dinlemek bu duruma örnek olabilir.
Duyusal farklılıklar davranışları doğrudan etkileyebilir. Çocuk sınıfta huzursuz görünüyorsa, sürekli kulağını kapatıyorsa, kıyafetini çekiştiriyorsa ya da yemek yemekte zorlanıyorsa bunun altında duyusal bir hassasiyet olabilir. Bu nedenle davranışı yalnızca görünen yönüyle değerlendirmek yerine davranışın nedenini anlamaya çalışmak gerekir.
Otizm Spektrum Bozukluğu Ne Zaman Fark Edilebilir?
Otizm belirtileri bazı çocuklarda yaşamın ilk yılında fark edilebilir. Ancak bazı çocuklarda belirtiler daha geç dönemde belirginleşebilir. Özellikle sosyal iletişim beklentileri arttıkça, akran ilişkileri karmaşıklaştıkça ya da okul ortamına geçildikçe farklılıklar daha görünür hâle gelebilir.
Erken dönemde dikkat edilebilecek bazı gelişimsel işaretler şunlar olabilir:
Bebek sosyal gülümsemeyi sınırlı gösteriyor olabilir. Adına seslenildiğinde tutarlı biçimde dönmeyebilir. Göz teması sınırlı olabilir. İşaret etme, bay bay yapma, gösterme gibi jestleri kullanmakta gecikebilir. Seslere, yüz ifadelerine ya da sosyal oyunlara beklenen ilgiyi göstermeyebilir.
12–24 ay arasında çocukta konuşma gecikmesi, ortak dikkat güçlüğü, taklit becerilerinde sınırlılık, sembolik oyun kurmada zorlanma, adına tepki vermeme, akranlara ilgi göstermeme ya da tekrarlayıcı davranışlar görülebilir.
Okul öncesi dönemde çocuk oyun kurmakta, oyunu sürdürmekte, akranlarıyla karşılıklı etkileşimde bulunmakta, yönergeleri takip etmekte ya da günlük rutin değişikliklerine uyum sağlamakta zorlanabilir.
Okul çağında ise sosyal kuralları anlamakta, arkadaşlık ilişkilerini sürdürmekte, mecaz ifadeleri yorumlamakta, esnek düşünmekte, grup çalışmalarına katılmakta ya da sınıf içi geçişlerde zorlanma görülebilir.
Otizm Spektrum Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?
Otizm spektrum bozukluğunun tek bir nedeni olduğu söylenemez. Güncel bilimsel bilgiler, otizmin genetik, biyolojik ve çevresel bazı etkenlerin birlikte rol oynayabileceği karmaşık bir nörogelişimsel durum olduğunu göstermektedir. Ancak bu etkenlerin her bireyde aynı şekilde etkili olduğunu söylemek doğru değildir.
Otizmli kardeşe sahip olmak, bazı genetik ya da kromozomal durumlar, doğumla ilgili bazı komplikasyonlar, düşük doğum ağırlığı, prematüre doğum ya da ileri ebeveyn yaşı gibi etkenler otizm olasılığıyla ilişkili bulunabilmektedir. Ancak bu risk faktörlerine sahip olan her çocukta otizm görülmez. Aynı şekilde otizm tanısı alan her çocukta bu faktörlerin bulunması da gerekmez. CDC, otizmin tek bir nedeni olmadığını; genetik, biyolojik ve çevresel çeşitli faktörlerin riski etkileyebileceğini belirtmektedir.
Otizm, anne-babanın ilgisizliği, yanlış eğitim vermesi, çocuğu yeterince sevmemesi ya da çocuğun “inatçı” olmasıyla açıklanabilecek bir durum değildir. Bu tür yanlış inanışlar ailelerin suçluluk hissetmesine, çocuğun doğru destekten uzak kalmasına ve toplumda damgalanmanın artmasına neden olabilir.
Aşılar Otizme Neden Olur mu?
Otizmle ilgili en yaygın yanlış bilgilerden biri, çocukluk çağı aşılarının otizme neden olduğu iddiasıdır. Dünya Sağlık Örgütü, yıllar içinde yapılan kapsamlı araştırmaların kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşısının otizme neden olmadığını gösterdiğini; ayrıca diğer çocukluk çağı aşılarının, tiyomersal ve alüminyum gibi bazı aşı bileşenlerinin otizm riskini artırdığına dair güvenilir kanıt bulunmadığını belirtmektedir.
Bu nedenle otizm konusunda ailelere verilecek bilgiler bilimsel kaynaklara dayanmalıdır. Aşılarla ilgili endişeler varsa ailelerin sosyal medya içerikleri yerine çocuk sağlığı uzmanlarıyla görüşmesi daha doğru olacaktır.
Otizm Spektrum Bozukluğu Nasıl Tanılanır?
Otizm spektrum bozukluğu tanısı kan testi, röntgen ya da tek bir laboratuvar yöntemiyle konulmaz. Tanılama sürecinde çocuğun gelişimi, davranışları, sosyal iletişim becerileri, oyun becerileri, dil özellikleri, duyusal tepkileri ve günlük yaşam becerileri bir bütün olarak değerlendirilir.
Tanılama sürecinde çocuk ve ergen psikiyatristleri, çocuk nörologları, gelişimsel pediatri uzmanları, psikologlar, dil ve konuşma terapistleri, özel eğitim uzmanları ve ergoterapistler gibi farklı uzmanlar görev alabilir. Değerlendirme; çocuğun gözlenmesini, aileden ayrıntılı gelişim öyküsü alınmasını, bilişsel ve dil becerilerinin incelenmesini, günlük yaşam becerilerinin değerlendirilmesini ve gerektiğinde işitme gibi ek değerlendirmeleri içerebilir.
Tanılama sürecinde öğretmen gözlemleri de önemlidir. Çocuk evde farklı, okulda farklı davranışlar gösterebilir. Bu nedenle aileden ve öğretmenden gelen bilgiler birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye’de Tanılama ve Eğitimsel Değerlendirme Süreci

Türkiye’de otizm spektrum bozukluğu şüphesi olan çocuklar için ilk aşamada sağlık kuruluşlarında tıbbi değerlendirme yapılır. Tanı sürecinde çocuk ve ergen psikiyatrisi veya çocuk nörolojisi gibi uzmanlık alanları rol alabilir. Tıbbi değerlendirme sonrasında özel gereksinim durumunun belirlenmesi, destek eğitim gereksiniminin planlanması ve okul ortamındaki düzenlemeler için RAM(Rehberlik Araştırma Merkezi) süreci devreye girebilir.
Rehberlik ve Araştırma Merkezleri, özel eğitim değerlendirme sürecinde önemli bir rol oynar. Çocuğun eğitimsel gereksinimleri, performans düzeyi, güçlü yönleri ve ihtiyaç duyduğu destekler değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda destek eğitim, kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları, özel eğitim sınıfı ya da uygun diğer eğitim ortamları hakkında kararlar verilebilir.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler İçin Destek Eğitim Programı’nda destek eğitim hizmetlerinin bireylerin bağımsız yaşam, gelişim alanları ve akademik beceriler yönünden desteklenmesini amaçladığı belirtilmektedir. Programda otizmli bireylerin algı ve bellek, motor planlama, dil ve iletişim, kendini düzenleme, sosyal uyum, erken okuryazarlık, matematik, okuma-yazma ve diğer akademik beceriler açısından desteklenmesi hedeflenmektedir.
Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylerde Eğitim Neden Önemlidir?
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde eğitim, yalnızca akademik becerileri geliştirmek için değil; iletişim, sosyal etkileşim, günlük yaşam, öz bakım, davranış düzenleme, bağımsızlık ve toplumsal katılım becerilerini desteklemek için de önemlidir.
Eğitim sürecinde amaç çocuğu “normalleştirmek” değildir. Amaç, bireyin potansiyelini en iyi şekilde kullanmasını, kendini ifade edebilmesini, çevresiyle daha işlevsel iletişim kurabilmesini, günlük yaşamda daha bağımsız olmasını ve yaşam kalitesinin artmasını desteklemektir.
Otizmli bireylerde etkili bir eğitim programı bireyselleştirilmiş olmalıdır. Her çocuk aynı materyalle, aynı hızda, aynı yöntemle öğrenmeyebilir. Bu nedenle öğretim planlanırken çocuğun gelişim düzeyi, dikkat süresi, iletişim biçimi, ilgi alanları, duyusal özellikleri, davranışsal ihtiyaçları ve aileden gelen bilgiler dikkate alınmalıdır.
Dünya Sağlık Örgütü, erken ve kanıta dayalı psikososyal müdahalelerin otizmli çocukların iletişim ve sosyal becerilerini geliştirebileceğini, bunun hem bireyin hem de bakım verenlerin yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini belirtmektedir.
Otizmde Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP)
Otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için eğitim planlamasında bireyselleştirme temel ilkelerden biridir. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı, öğrencinin mevcut performansına, ihtiyaçlarına ve ulaşılabilir hedeflerine göre hazırlanmalıdır.
BEP hazırlanırken öğrencinin yalnızca yetersizlik alanlarına değil, güçlü yönlerine de bakılmalıdır. Öğrenci görsel materyallerle daha iyi öğreniyor olabilir. Belirli konulara yoğun ilgisi olabilir. Rutinlerle daha rahat çalışabilir. Kısa ve net yönergelerden fayda görebilir. Bu bilgiler öğretim sürecinin daha etkili planlanmasını sağlar.
BEP hedefleri ölçülebilir ve gözlenebilir olmalıdır. “Sosyal becerisi gelişsin” gibi genel ifadeler yerine “öğrenci, teneffüste akranına uygun şekilde selam verir” ya da “öğrenci, görsel destek kullanarak istediği nesneyi belirtir” gibi somut hedefler tercih edilmelidir.
Öğretim sürecinde hedef davranışlar küçük basamaklara ayrılmalı, öğrencinin bağımsızlık düzeyi düzenli olarak izlenmeli ve gerektiğinde öğretim yöntemi değiştirilmelidir.
Otizmli Öğrenciler İçin Sınıf İçi Destekler
Otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için sınıf ortamında yapılacak küçük düzenlemeler, öğrencinin derse katılımını ve uyumunu artırabilir.
- Görsel programlar kullanılabilir. Günlük akışın resimlerle, sembollerle ya da yazılı olarak gösterilmesi öğrencinin ne olacağını önceden bilmesine yardımcı olabilir. Bu durum kaygıyı azaltabilir ve geçişleri kolaylaştırabilir.
- Yönergeler kısa, açık ve somut verilmelidir. Uzun, karmaşık ve birkaç basamaklı yönergeler öğrencinin anlamasını zorlaştırabilir. Gerekirse yönerge görselle desteklenebilir.
- Sınıf içinde belirgin rutinler oluşturulabilir. Derse başlama, etkinlik değiştirme, mola verme, materyal toplama ve sınıftan çıkma gibi durumlarda tutarlı uygulamalar öğrencinin uyumunu kolaylaştırabilir.
- Duyusal düzenlemeler yapılabilir. Gürültüden rahatsız olan bir öğrenci için daha sakin bir oturma alanı, kulaklık, kısa mola ya da düşük uyaranlı bir köşe destekleyici olabilir. Ancak duyusal düzenlemeler her öğrenci için aynı şekilde uygulanmamalı, öğrencinin bireysel ihtiyacına göre planlanmalıdır.
- Pekiştirme etkili biçimde kullanılmalıdır. Öğrencinin uygun davranışları fark edilmeli ve pekiştirilmelidir. Pekiştireç her zaman yiyecek olmak zorunda değildir. Sözlü övgü, sevdiği etkinliğe kısa süre erişim, seçme hakkı, sticker, mola, oyun ya da sosyal pekiştireç kullanılabilir
- Duyusal düzenlemeler yapılabilir. Gürültüden rahatsız olan bir öğrenci için daha sakin bir oturma alanı, kulaklık, kısa mola ya da düşük uyaranlı bir köşe destekleyici olabilir. Ancak duyusal düzenlemeler her öğrenci için aynı şekilde uygulanmamalı, öğrencinin bireysel ihtiyacına göre planlanmalıdır.
- Sınıf içinde belirgin rutinler oluşturulabilir. Derse başlama, etkinlik değiştirme, mola verme, materyal toplama ve sınıftan çıkma gibi durumlarda tutarlı uygulamalar öğrencinin uyumunu kolaylaştırabilir.
- Yönergeler kısa, açık ve somut verilmelidir. Uzun, karmaşık ve birkaç basamaklı yönergeler öğrencinin anlamasını zorlaştırabilir. Gerekirse yönerge görselle desteklenebilir.
Otizmde Davranışları Anlama
Otizmli bireylerde bazı davranışlar çevre tarafından “problem davranış” olarak görülebilir. Ancak davranışın yalnızca dış görünüşüne odaklanmak yeterli değildir. Davranışın hangi durumda ortaya çıktığı, öncesinde ne olduğu, sonrasında ne yaşandığı ve bireyin bu davranışla ne elde ettiği dikkatle incelenmelidir.
Bir çocuk bağırıyorsa bunun nedeni dikkat çekmek, istemediği etkinlikten kaçmak, sevdiği bir nesneye ulaşmak, duyusal rahatlama sağlamak ya da kendini ifade edememek olabilir. Aynı davranış farklı çocuklarda farklı işlevlere sahip olabilir.Bu nedenle davranış yönetiminde ilk adım davranışın işlevini anlamaktır. Uygun olmayan davranışı sadece durdurmaya çalışmak yerine, çocuğa aynı ihtiyacı daha uygun bir yolla ifade etmeyi öğretmek gerekir. Örneğin çocuk etkinlikten kaçmak için ağlıyorsa, ona “mola istiyorum” kartını kullanmayı öğretmek daha işlevsel olabilir.
Davranış destek sürecinde cezalandırıcı yaklaşımlar yerine olumlu davranış desteği, önleyici düzenlemeler, açık beklentiler, uygun iletişim becerilerinin öğretimi ve tutarlı pekiştirme tercih edilmelidir.
Otizm Spektrum Bozukluğu ve Sosyal Beceriler
Sosyal beceriler, otizmli bireyler için desteklenmesi gereken önemli alanlardan biridir. Ancak sosyal beceri öğretimi “çocuğu zorla sosyalleştirmek” anlamına gelmez. Amaç, bireyin sosyal ortamlarda kendini daha rahat ifade edebilmesini, başkalarını anlayabilmesini ve günlük yaşamda ihtiyaç duyduğu sosyal davranışları kullanabilmesini desteklemektir.
Selamlaşma, sıra alma, yardım isteme, teşekkür etme, özür dileme, oyuna katılma, konuşmayı başlatma, konuşmayı sürdürme, karşıdakini dinleme, kişisel alanı koruma, duyguları tanıma ve sosyal problem çözme gibi beceriler doğrudan öğretilebilir.
Sosyal beceri öğretiminde model olma, rol oynama, sosyal öyküler, video model, akran destekli öğretim ve yapılandırılmış oyunlar kullanılabilir. Ancak her beceri doğal ortamda genellenmelidir. Öğrenci beceriyi yalnızca özel eğitim odasında değil, sınıfta, bahçede, evde ve toplum içinde de kullanabilmelidir.
Otizm Spektrum Bozukluğu ve Akademik Beceriler
Otizmli öğrenciler akademik becerilerde farklı profiller gösterebilir. Bazı öğrenciler okuma, matematik, ezber, görsel dikkat ya da ayrıntıları fark etme alanlarında güçlü olabilir. Bazı öğrenciler ise yönerge takibi, dikkat, yazı yazma, problem çözme, okuduğunu anlama ya da soyut kavramları öğrenmede desteğe ihtiyaç duyabilir.
Akademik öğretimde görsel destekler, açık ve kısa yönergeler, basamaklandırılmış öğretim, tekrar, pekiştirme, model olma ve bireysel hızda ilerleme önemlidir. Öğrencinin ilgileri öğretime dahil edilebilir. Örneğin arabaları seven bir öğrenciye sayma, eşleme, renk, yön, büyük-küçük ya da problem çözme etkinlikleri araba görselleriyle öğretilebilir.
Akademik hedefler gerçekçi olmalı, öğrencinin işlevsel yaşam becerileriyle ilişkilendirilmelidir. Bazı öğrenciler için okuma-yazma hedefleri ön plandayken bazı öğrenciler için işlevsel iletişim, öz bakım, güvenlik becerileri ve günlük yaşam becerileri daha öncelikli olabilir.
Otizm ve Günlük Yaşam Becerileri
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde öz bakım ve günlük yaşam becerilerinin desteklenmesi bağımsızlık açısından oldukça önemlidir. Giyinme, yemek yeme, tuvalet becerileri, el yıkama, diş fırçalama, kişisel bakım, çanta hazırlama, alışveriş yapma, güvenli şekilde karşıdan karşıya geçme ve toplu yaşam kurallarına uyma gibi beceriler sistemli öğretimle geliştirilebilir.
Bu beceriler öğretilirken beceri analizi kullanılabilir. Yani beceri küçük basamaklara ayrılır. Örneğin “diş fırçalama” becerisi; fırçayı alma, macunu açma, macunu sürme, dişleri fırçalama, ağzı çalkalama, fırçayı yıkama ve yerine koyma gibi basamaklara bölünebilir.
Her basamak için öğrencinin ne kadar yardıma ihtiyaç duyduğu belirlenir. Sözel ipucu, model olma, işaret ipucu ya da fiziksel yardım kullanılabilir. Amaç zamanla yardımı azaltmak ve öğrencinin bağımsızlığını artırmaktır.
Otizm Spektrum Bozukluğu Yaşayan Bireylerin Güçlü Yönleri
Otizm yalnızca güçlükler üzerinden anlatılmamalıdır. Otizmli bireylerin güçlü yönleri de dikkate alınmalıdır. Bazı bireyler ayrıntıları fark etmede, görsel öğrenmede, uzun süreli hafızada, belirli konulara yoğunlaşmada, düzenli çalışmada, sanat, müzik, teknoloji, matematik ya da görsel alanlarda güçlü olabilir.
Otizmli bireylerin bazı durumlarda ayrıntılı bilgileri uzun süre hatırlayabildiği, görsel veya işitsel öğreniciler olabildiğini ve matematik, bilim, müzik ya da sanat gibi alanlarda başarılı olabilirler.
Bu güçlü yönleri fark etmek, eğitim sürecinde büyük avantaj sağlar. Öğrencinin ilgileri ve güçlü alanları öğretime dahil edildiğinde motivasyon artabilir. Ancak güçlü yönler destek ihtiyacını yok saymak için kullanılmamalıdır. Bir öğrencinin bazı alanlarda başarılı olması, sosyal iletişim, duyusal düzenleme ya da günlük yaşam becerilerinde desteğe ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez.
Otizme Eşlik Edebilen Diğer Durumlar
Otizm spektrum bozukluğu bazı bireylerde başka gelişimsel, psikolojik ya da tıbbi durumlarla birlikte görülebilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, kaygı, depresyon, uyku problemleri, irritabilite, epilepsi, öğrenme güçlükleri, dil ve konuşma bozuklukları ya da zihinsel yetersizlik bazı bireylerde eşlik edebilir. Dünya Sağlık Örgütü, otizmli bireylerde epilepsi, depresyon, kaygı ve DEHB gibi eşlik eden durumların görülebileceğini; zihinsel işlev düzeyinin ise bireyler arasında geniş ölçüde değişebileceğini belirtmektedir.
Eşlik eden durumlar, bireyin davranışlarını ve eğitim sürecini etkileyebilir. Örneğin uyku problemi yaşayan bir çocuk gün içinde daha huzursuz, dikkatsiz ya da öğrenmeye kapalı görünebilir. Kaygısı yüksek olan bir öğrenci rutin değişikliklerine daha yoğun tepki verebilir. Bu nedenle otizmli birey değerlendirilirken yalnızca otizm belirtilerine değil, genel sağlık ve psikolojik iyi oluş durumuna da dikkat edilmelidir.
Aileler İçin Öneriler
Otizm spektrum bozukluğu şüphesi olan ya da tanı almış bir çocuğun ailesi için süreç başlangıçta karmaşık ve yorucu görünebilir. Bu noktada ailelerin suçluluk duymaması, güvenilir bilgi kaynaklarına ulaşması ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun destekleri planlaması önemlidir.
Aileler öncelikle çocuğun güçlü yönlerini ve zorlandığı alanları gözlemlemelidir. Hangi ortamlarda rahat ediyor? Hangi seslerden rahatsız oluyor? Ne zaman iletişim kurmaya çalışıyor? Hangi oyuncaklara ilgi duyuyor? Hangi durumlarda öfkeleniyor? Bu soruların cevapları eğitim planlamasında yol gösterici olabilir.
Günlük rutinler görsellerle desteklenebilir. Sabah kalkma, kahvaltı, okula gitme, oyun, yemek, banyo ve uyku gibi günlük akışlar resimlerle gösterilebilir. Bu, çocuğun ne olacağını önceden bilmesini sağlayabilir.
İletişim fırsatları oluşturulmalıdır. Çocuğun her ihtiyacı önceden karşılanırsa iletişim kurma ihtiyacı azalabilir. Sevdiği bir oyuncağı görünür ama ulaşamayacağı bir yere koymak, seçim sunmak, bekleme süresi vermek ve çocuğun işaret, ses, sözcük ya da görsel kartla talepte bulunmasını desteklemek iletişim becerilerini geliştirebilir.
Ekran kullanımı kontrollü olmalıdır. Ekran tek başına otizmin nedeni olarak gösterilmemelidir; ancak uzun ve kontrolsüz ekran kullanımı sosyal etkileşim, oyun, dil ve dikkat gelişimi açısından sınırlayıcı olabilir. Bu nedenle özellikle erken çocukluk döneminde yüz yüze etkileşim, oyun ve ortak dikkat fırsatları artırılmalıdır.
Aileler öğretmenlerle düzenli iletişim kurmalıdır. Okulda öğrenilen beceriler evde desteklenirse genelleme daha kolay olabilir. Aynı şekilde evde gözlenen davranışlar öğretmenle paylaşılırsa okul programı daha gerçekçi planlanabilir.
Öğretmenler İçin Öneriler
Otizmli öğrencilerle çalışan öğretmenler için en önemli noktalardan biri, davranışı kişisel algılamamaktır. Öğrencinin yönergeye uymaması, göz teması kurmaması, etkinlikten kaçması ya da sürekli aynı şeyi istemesi öğretmene karşı yapılmış bir davranış olmayabilir. Çocuk anlamıyor, kaygılanıyor, duyusal olarak zorlanıyor ya da iletişim kurmakta güçlük yaşıyor olabilir.
- Öğretmen öğrencinin performans düzeyini iyi belirlemelidir. Öğrenci neyi bağımsız yapabiliyor? Neyi ipucuyla yapıyor? Hangi beceride zorlanıyor? Hangi pekiştireçler işe yarıyor? Hangi ortamda daha iyi öğreniyor? Bu soruların cevapları öğretim planının temelini oluşturur.
- Öğretim açık, yapılandırılmış ve basamaklandırılmış olmalıdır. Öğrenciye ne yapacağı, ne kadar süreceği, bitince ne olacağı ve hangi davranışın beklendiği net biçimde gösterilmelidir.
- Sınıf içinde akran desteği kullanılabilir. Ancak bu destek dikkatli planlanmalıdır. Otizmli öğrenci akranının “yardım nesnesi” gibi görülmemelidir. Akran etkileşimi doğal, saygılı ve karşılıklı olmalıdır.
- Öğretmen aileyle iş birliği yapmalıdır. Ailenin gözlemleri, öğrencinin ilgi alanları, evde yaşanan güçlükler ve kullanılan etkili stratejiler eğitim sürecine dahil edilmelidir.
- Sınıf içinde akran desteği kullanılabilir. Ancak bu destek dikkatli planlanmalıdır. Otizmli öğrenci akranının “yardım nesnesi” gibi görülmemelidir. Akran etkileşimi doğal, saygılı ve karşılıklı olmalıdır.
- Öğretim açık, yapılandırılmış ve basamaklandırılmış olmalıdır. Öğrenciye ne yapacağı, ne kadar süreceği, bitince ne olacağı ve hangi davranışın beklendiği net biçimde gösterilmelidir.
Otizm Hakkında Doğru Bilinen Yanlış Bilgiler
Otizm hakkında toplumda birçok yanlış bilgi bulunur. Bu yanlış bilgiler hem ailelerin süreci geç fark etmesine hem de otizmli bireylerin damgalanmasına neden olabilir.
- “Otizmli çocuklar sevgi göstermez” düşüncesi doğru değildir. Otizmli bireyler sevgi gösterebilir; ancak sevgiyi ifade etme biçimleri farklı olabilir.
- “Konuşuyorsa otizmli olamaz” düşüncesi yanlıştır. Bazı otizmli bireyler konuşabilir fakat sosyal iletişimde, karşılıklı sohbeti sürdürmede, jest-mimik kullanımında ya da sosyal ipuçlarını anlamada zorlanabilir.
- “Göz teması kuruyorsa otizmli değildir” düşüncesi doğru değildir. Bazı otizmli bireyler göz teması kurabilir. Otizm değerlendirmesi tek bir belirtiye göre yapılmaz.
- “Otizm yanlış anne-baba tutumundan kaynaklanır” düşüncesi bilimsel değildir. Otizm nörogelişimsel bir durumdur ve ebeveynin sevgisizliğiyle açıklanamaz.
- “Otizm tamamen geçer” ya da “hiç gelişme olmaz” gibi iki uç ifade de doğru değildir. Otizm yaşam boyu sürebilen bir durumdur; ancak uygun eğitim, erken destek ve çevresel düzenlemelerle bireyin iletişim, sosyal uyum, akademik ve günlük yaşam becerilerinde anlamlı ilerlemeler görülebilir.
- “Otizm yanlış anne-baba tutumundan kaynaklanır” düşüncesi bilimsel değildir. Otizm nörogelişimsel bir durumdur ve ebeveynin sevgisizliğiyle açıklanamaz.
- “Göz teması kuruyorsa otizmli değildir” düşüncesi doğru değildir. Bazı otizmli bireyler göz teması kurabilir. Otizm değerlendirmesi tek bir belirtiye göre yapılmaz.
- “Konuşuyorsa otizmli olamaz” düşüncesi yanlıştır. Bazı otizmli bireyler konuşabilir fakat sosyal iletişimde, karşılıklı sohbeti sürdürmede, jest-mimik kullanımında ya da sosyal ipuçlarını anlamada zorlanabilir.
Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylere Nasıl Yaklaşılmalıdır?
Otizmli bireylere yaklaşımda sabır, saygı, açıklık ve bireysel farklılıklara duyarlılık önemlidir. Bireyin davranışlarını hemen yargılamak yerine ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmak gerekir.
İletişimde kısa ve net cümleler kullanılabilir. Mecazlar, imalar ve uzun açıklamalar bazı bireyler için anlaşılması zor olabilir. Yönergeler gerekiyorsa görsellerle desteklenebilir.
Bireyin duyusal hassasiyetleri dikkate alınmalıdır. Kalabalık, gürültülü, parlak ya da karmaşık ortamlar bazı bireyler için zorlayıcı olabilir. Böyle durumlarda bireye kısa mola, sakin alan ya da önceden bilgilendirme sağlanabilir.
Değişiklikler önceden haber verilmelidir. Rutin değişikliği gerekiyorsa “bugün önce bunu yapacağız, sonra bunu yapacağız” şeklinde görsel ya da yazılı açıklama kullanılabilir.
Bireyin ilgileri küçümsenmemelidir. Yoğun ilgi alanları bazen öğretim için güçlü bir araç olabilir. Ancak ilgi alanı tek konuya dönüşüyorsa, öğretmen ya da aile bunu dengeli şekilde genişletmeye çalışabilir.
Ne Zaman Uzmana Başvurulmalıdır?
Çocuk adına seslenildiğinde sık sık tepki vermiyorsa, göz teması oldukça sınırlıysa, işaret etme ve gösterme gibi jestleri kullanmıyorsa, konuşma gelişiminde belirgin gecikme varsa, akranlarına ilgi göstermiyorsa, sembolik oyun kurmuyorsa, sürekli tekrarlayıcı davranışlar gösteriyorsa, rutin değişikliklerine yoğun tepki veriyorsa ya da kazanılmış becerilerde gerileme varsa bir uzmana başvurulması uygun olur.
Bu belirtilerden birinin görülmesi tek başına otizm tanısı anlamına gelmez. Ancak gelişimsel değerlendirme için çocuk ve ergen psikiyatristi, çocuk nöroloğu, çocuk gelişimi uzmanı, dil ve konuşma terapisti ya da ilgili uzmanlardan destek almak erken müdahale açısından önemlidir.
CDC, otizm tanısının davranış ve gelişim değerlendirmesiyle konulduğunu; 18 ay veya daha erken dönemde belirtilerin fark edilebileceğini, 2 yaş civarında deneyimli uzman değerlendirmesinin güvenilir olabileceğini belirtmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Otizm spektrum bozukluğu bir hastalık mıdır?
Otizm spektrum bozukluğu genellikle nörogelişimsel bir farklılık ya da gelişimsel yetersizlik olarak ele alınır. Bireyin sosyal iletişim, davranış, öğrenme ve duyusal işlemleme alanlarında farklılıklar göstermesine neden olabilir. Tıbbi tanı gerektiren bir durumdur; ancak bireyi yalnızca tanısıyla tanımlamak doğru değildir.
Otizm tamamen geçer mi?
Otizm yaşam boyu sürebilen bir durumdur. Ancak erken ve uygun desteklerle bireyin iletişim, sosyal beceri, akademik beceri, günlük yaşam becerisi ve bağımsızlık düzeyinde önemli gelişmeler görülebilir.
Her konuşma gecikmesi otizm midir?
Hayır. Konuşma gecikmesi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. İşitme sorunları, dil ve konuşma bozuklukları, gelişimsel gecikmeler ya da çevresel faktörler de konuşma gelişimini etkileyebilir. Bu nedenle konuşma gecikmesi olan çocukların uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Otizmli çocuklar arkadaşlık kurabilir mi?
Evet, otizmli bireyler arkadaşlık kurabilir. Ancak bazı bireyler arkadaşlık başlatma, sürdürme, sosyal ipuçlarını anlama ya da ortak oyun kurma alanlarında desteğe ihtiyaç duyabilir.
Otizmli çocuklar normal okula gidebilir mi?
Bazı otizmli öğrenciler kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla genel eğitim ortamlarında eğitim alabilir. Bazı öğrenciler özel eğitim sınıfı, özel eğitim okulu ya da destek eğitim hizmetlerinden yararlanabilir. Uygun eğitim ortamı öğrencinin bireysel gereksinimlerine göre belirlenmelidir.
Otizmli bireyler başarılı olabilir mi?
Evet. Otizmli bireyler uygun destek, doğru eğitim, kabul edici çevre ve güçlü yönlerine uygun fırsatlarla birçok alanda başarılı olabilir. Başarı yalnızca akademik dereceyle sınırlı değildir; iletişim kurmak, bağımsız yaşam becerisi kazanmak, sosyal ortama katılmak ve kendini ifade edebilmek de önemli başarı alanlarıdır.
Sonuç
Otizm spektrum bozukluğu, bireyin sosyal iletişim, davranış, duyusal özellikler, öğrenme biçimi ve günlük yaşam becerilerinde farklılıklarla kendini gösterebilen nörogelişimsel bir durumdur. Her otizmli birey aynı özellikleri göstermez. Bu nedenle değerlendirme ve eğitim süreci bireysel özelliklere göre planlanmalıdır.
Erken fark etme, doğru değerlendirme, aile-okul iş birliği, bireyselleştirilmiş eğitim, görsel destekler, olumlu davranış desteği ve kanıta dayalı uygulamalar otizmli bireylerin gelişimini destekleyebilir. Otizmli bireylerin yalnızca zorlandıkları alanlara değil, güçlü yönlerine de odaklanmak gerekir.
Toplum olarak yapılması gereken en önemli şeylerden biri, otizmli bireyleri kalıplara sıkıştırmadan anlamaya çalışmak ve onların eğitim, sağlık, sosyal yaşam ve bağımsızlık haklarına erişimini desteklemektir.
Kaynakça
Millî Eğitim Bakanlığı. Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler İçin Destek Eğitim Programı.
Centers for Disease Control and Prevention. Autism Spectrum Disorder: About, signs, screening and data.
National Institute of Mental Health. Autism Spectrum Disorder.
World Health Organization. Autism fact sheet.
American Academy of Pediatrics. Autism screening recommendations.
Bu gönderiyi paylaş:
Ahmet Yumuşak
Çok güzel bir içerik devamını bekliyoruz
İbrahim Canol
Teşekkürler



2 comments